Olmasını istemesen de olan ve istesen de olmayan şeyler... Bu şeylerin oluşturduğu sancılar. Bu sancıları bir şeylere atfetmek gerekli.
O zaman; Dünya'da olan iyi ve güzel her ne varsa. Yılmaz Erdoğan şiirleri ve Ahmet Kaya şarkıları.

Bir şiir olabilirsin belki

Bir şiir olabilirsin belki, son mısrasına gelmişim ve bittiğini fark etmişimdir...

Birisi için kesilen bir gidiş bileti olabilirsin... Acaba hiç; bilet gişelerindeki memurlar, sadece gidiş bileti alan insanların; o diyarlara neden gittiklerini merak etmişler midir? Bir gitme eylemi, anlamını bilet alındıktan sonra yitirir mi? Kalmak varken kalamıyor olmak niye?!

Sanki tek bir buğday tanesi için yağan ama; yağarken ahaste ahaste yer yüzüne düşen, düşerken yere çakılmaktan korkmayan ve yer çekimi de dahil olmak üzere diğer bütün fizik kurallarına aldırmayan, bir damla yağmur olabilirsin...

Peri masallarındaki güzellerden en güzeli olabilirsin...

Gözlerin bir derya olabilir ve o an ben kendimi farkında olmadan, farkımda olmadan, yani farkında olmadığımız kısacık bir an diliminde kaybetmiş de olabilirim. Hani bazı zamanlar bütün şiirler ve şarkılar daha bir anlamlı gelir ve her şair ve her şarkıcı eserini senin için ortaya koymuştur ya: işte öyle zamanlarımdan birisinde, dinlediğim bir Ahmet Kaya şarkısında yada okuduğum bir Yılmaz Erdoğan şiirinde seni aramış, bulmuş, kaybetmiş, daha çok sevmiş, olabilir ve bunların hepsini şarkının bir nakaratında, şiirin bir mısrasında yapmış olabilirim.

İhtişamlı kelimelerin buğulayacağı, uzun bir cümle ile.. Seçilecek en romantik şarkı ile.. Mısralarında Mecnun'un dahi kendisini kaybedeceği bir şiir ile: Bir şey anlatmaya çalışılabilir ve bunu bende isteyebilirdim. Böyle şeylere ne gerek var ki? Seviyorum işte seni..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder