Aşk sakıncalı bir haldir ve her dilde her coğrafyada yasaklanmalıdır. Aşkı anmak, en büyük ayıp olmalı ve aşık olmak en büyük günah sayılmalı. Aşıkların maşuklara kavuşması engellenmeli. Gerekirse bahsi geçen kişiler, dünyanın iki ucuna gönderilip prangalara vurulmalı. Hatta Çin Seddi'nin yanında bahçe çiti kalacağı surlar inşa edilmeli aralarına.
Bütün bunlar, sana ve bana, sevgili sevgilim, bütün bunlar engel olabilir mi bize? Leyla olsan, çöllere düşmez miyim; Şirin olsan dağ delmez miyim senin için? Bir bakışın için kırk diyarda kırk cinayet işlemez miyim? Bir damala gözyaşın için yedi cihanı yakmaz mıyım? Saçının bir teli için, bin ömrüm olsa binini de ayrı ayrı vermez miyim? Kokunu duymasam deliye dönmez miyim? Adını duymayan kalmasın diye, yoldaki her yabancıya seni anlatmaz mıyım? Güneşi ve diğer bütün yıldızları taş diye yoluna dizmez miyim? Elinde bir tas baldıran olsa abu-hayat deyip içmez miyim?
Bildiğim her sözcük yavan kalıyor içimdekileri dile getirmekte. Şatafatlı bir sunuşa ihtiyacım yok. Sadece, sana, senin kadar güzel şeyler sunma, dolayısıyla da güzel cümleler deme gafleti içerisindeyim. Bunu da beceremem belki diye bir alıntı yapmak istiyorum tam burada: Elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı...
Ağustos 2012, Ankara
http://www.youtube.com/watch?v=GDDoheqYbwY
YanıtlaSil