Olmasını istemesen de olan ve istesen de olmayan şeyler... Bu şeylerin oluşturduğu sancılar. Bu sancıları bir şeylere atfetmek gerekli.
O zaman; Dünya'da olan iyi ve güzel her ne varsa. Yılmaz Erdoğan şiirleri ve Ahmet Kaya şarkıları.

Bir Ürünü Satın Almanın Ötesi

Tüketim alışkanlıklarımız üzerine kısa bir eleştiri ve model bir satın alma sürecinin sunumu.


İçerisinde yaşadığımız zaman ve paylaştığımız Dünya'da, insani ve hayvani ihtiyaçlarımız dışında, ekonominin, endüstrinin, siyasetin ve diğer bütün çok girdi-çıktısı olan sistemlerin bize dayattığı, kabullenip benimsediğimiz, alışkanlık ve bağımlılık edindiğimiz pek çok ürün var. Burada elbette medeniyetimizin üzerine inşa edildiği temelleri de objektif bir içimde ele almak gerekir ayrıca. Örneğin, çatal kaşık kullanmaya ihtiyacımız var mıydı? Böyle bir ihtiyacımız vardıysa, bu ihtiyacımız neden evrensel değil? Çok basit bir sav olsa bile, gerekliliklerimizi sorgulamamız için güzel bir örnek. İhtiyaçlarımız içerisinde bulunduğumuz şartlarla yenilenir ya da yeni bir ihtiyacımız ortaya çıkar, bir ihtiyacımız ortadan kalkar. Batıda yaşadığımız için çatal ve kaşık olmazsa, alışagelmedik bir biçimde beslenmek zorunda kalırız. Oysa, doğuda çubuklarla yemek yiyenler, bizim orada çekeceğimiz yabancılığı burada yaşarlar: Oradakiler de çatal kaşık kullanmada acemi kalır.

"İhtiyacım var."

Bir kişinin neye ihtiyacı olduğunu kendisinden başkası büyük bir oranda kestiremez. Elzem konuları ve istisnai durumları tabi ki bir kenara koyuyoruz. İnsanların ayakkabıya ihtiyacı vardır. İnsanlar, konforlu bir ayakkabıyı kullanmayı genelde tercih eder. Ama insanlar genelde fiyatını hak etmeyen marka ayakkabıyı alır. Tam bu noktada pek çok değişken işin içine giriyor.

İnsanlar neden gidip en popüler olanı alır? Hileli bir soru bu. Cevabı içimizde saklı.

Yeni bir telefona ihtiyacım var. (Gerçekten yeni bir telefona ihtiyacım var.) Ve bu yüzden bir telefon seçip almam gerekli. Bir ürünü alırken sınırlayıcı faktörler vardır. Birinci unsur, fiyatı. İkinci unsur, özellikleri. Bu ilk iki ögenin birbiri ile muntazam bir uyum içerisinde olması gerekir. Teknoloji yayınları bu durumu özetlemek için "fiyat/performans oranı"nı kullanıyor. Yani, aldığın ürün verdiğin paranın ne kadarını karşılıyor? Konu olan ürün ne kadar değerli? Bunun için pek çok referans kabul edilebilecek teknoloji magazinlerine ulaşmak mümkün. Mesela, bir gün tablet bilgisayar alacak olursam Rim Blackberry Playbook alırım: Chip'e göre %100'lük bir fiyat performans oranı var. Ki zaten Blackberry bu hattaki safını koruyan bir marka.

Onlarca telefon markası ve yüzlerce farklı model.. 600 lira.

Aklıma ilk gelenler, Samsung, Apple, Nokia. Evet, ilk bunlara baktım. Bir telefon benim için:
-İşletim sistemi esnek olamlı. Bir linux kullanıcıyım ve WindowsPhone beni asla tatmin edemez.. İçinde pek çok faydalı uygulama olmalı. Bu tarife göre Android olmalı ya da Blackberry OS. IOS'un ve Apple'ın en iyisi olduğu doğru olabilir ama o parayı hak etmediği su götürmez bir gerçek: Param olsa alır mıyım, orası ayrı.
-Şarjı uzun gitmeli. Gün içerisinde şarjının bitmemesi ve beni mağdur etmemesi gerekir. Bu yüzden geniş ekranlılar bana göre değil ve liste dışılar.
-Kullanımı kolay olmalı, ergonomik olmalı, tercihen en hafifi ve en ufağı olmalı. Yani asla geniş ekranlı olmamalı. Otobüste, iPhone'u ile derbiyi izleyeni gördüm, helal olsun teknolojisini kullanıyor adam, dedim: Bu anekdotu da burada not düşmek faydalı olur diye düşündüm.
-Ekranın küçülmesi demek doğrudan fiyatın düşmesi demek ve bu da zaten aradığım telefonun bütçeme uygun olması demek.
-Güvenilir teknoloji mağazalarının internet sitelerinde ön araştırma yapınca karşıma Samsung, HTC ve Sony çıktı. Eğer Nokia pazar payını korumak isterse, Android'e geçmeli bence. HTC telefon işinden anlıyor. Dokunmatik ekran özelliği iyi. Samsung, telefon pazarının parlayan yıldızı. Bunlar iyi güzel. Ama Sony dikkatimi çekmeyi başarıyor. Blackberry ile Sony arasında kaldım ancak, Sony diyorum. Adına itibarım tam. İçinde elektronik devre bulunan her tür aleti yapmasını çok iyi biliyor. Ürünleri bence her kuruşunu hak eder ve Sony kullanmak pek çok imtiyaz sağlıyor. Sony bir ürün almak, içerisinde size sunulan velinimetlerden yararlanmak demek. En azından benim için öyle. Müzik tanıma servisleri oldukça başarılı ve Xperia içine koyduğu "Music Unlimeted" muazzam bir şey benim için. Telefonumla maç izlemem ama müzik dinlerim. Blackberry içerisinde BBM barındırıyor olması bence şahane bir olay: bu yüzden aklımı çeliyor. Ancak oyumu Sony Xperia Tipo'ya veriyorum. Sony'nin ürettiği yeni modeller arasındaki en ufak telefon. Şarjı uzun süre gidiyor. Adeta, Sony, benim için yaratmış gibi. Ve 500 liraya alınabiliyor olması da kıyak bir durum. Ben seçtim diye demiyorum ama 500 liraya alınabilecek en iyi telefon bence.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder