Olmasını istemesen de olan ve istesen de olmayan şeyler... Bu şeylerin oluşturduğu sancılar. Bu sancıları bir şeylere atfetmek gerekli.
O zaman; Dünya'da olan iyi ve güzel her ne varsa. Yılmaz Erdoğan şiirleri ve Ahmet Kaya şarkıları.

2. Hafta Dönümüne Doğru Türkiye'deki Eylemler

"Biz"ler kimiz? "Biz" ne istiyoruz?
AKP iktidarının ve tabanının üstün ötekileştirme çabası sonucu bize vurulan; anarşist, vatanhaini, ayaş, ahlaksız, marjinal ve bunlara benzer onlarca yaftaların hiç birisinin sahibi değiliz.

Bir iktidar partisi, aldığı oyun yüzdesine dayanarak, ortaya budalalıktan ibaret olan "siz-biz" politikasını sergiliyorsa orada bir sorun vardır.
Eğer bi "siz-biz" davası güdülecekse, bunun da alasını yaparız. Sayın Başbakan'ımız; evde tutmakta zorlandıklarını söylediği bir %50'den bahsediyor. Döksün sokaklara. Sizler! Dökülün sokaklara. Sizi provoke ediyorum. Sizi kışkıtrıyorum. Size, bizim gibi mert insanların tahammül edemeyeceği şeyler söylüyorum ve sizlere aşağılık olduğunuzu ima ediyorum! 60'lar-80'ler arasında, burnu kanamayan sizlersiniz; işkencelerden geçmeyen sizsiniz; faili meçhul cinayetlerin maktulü olan sizler değilsiniz. Sokağa çıkmayanlar sizlersiniz. Korkak adamlarsınız. Bugün kalkıp da, %50'yi sokağa dökmekle mi korkutacaksınız "biz"leri? Sizin, insanlara cep harçlığı vererek, metroları gecenin 4'üne kadar çalıştırarak, belediye memurlarını şantajla alana getirdiğinizi biliyoruz. Ne kadar koktuğunuz, bütün kabine ile gövde gösterisi yapma ihtiyacını hissetmenizden bile belli. Hala, kendi cümleleri ile konuşamayan, koca devlet bakanlarına el feneri tutturarak metnini aydınlatan ve oradan konuşan bir adam Sayın Başbakan'ımız. Yetkinlik ve yeterlilik konusunu bir düşünün Allah Kitap Muhammed aşkına. Bu kadar komik bir şey olabilir mi? Neyse ki, diyalektik materyalist bir ahlaka sahip olduğum için "siz" kesiminin ürettiği ucuz, adi, basit savlarla "siz"lere vurmayacağım. Bu arada, tüm samimiyetimle, "biz"lere vurmak için çok daha iyi savlar bulabilirsiniz. Gerçekten! Azıcık beyin kıvrımlarınızda fırtına kopartsanız yeter. Haa.. Yok, beceremiyorsanız, mizahçılarımız size başarılı bir şekilde "madara etme" teknikleri öğretebilir. Nitelik ve statü arasındaki farkı görebilmek için bile tarafların ortaya koyduğu mizah ürünlerini, biri birine vurmada kullandığı savları gözlemleyerek bile anlamak mümkün.
"Biz"i tanımlamak biraz zor. En başta vurgulamak gerekir ki, polpülariteden etkilenen insanlar, fanatik insanlar, azılı muhalifler var.. Alanda ne olduğunu, insanların neden orada olduğunu ve ne yapmak istemediğini bilmeyen, "serseri mayın" diyeceğimiz bir kesim de var. Biz, özgürlük ve adalet isteyen insanlarız. Biz, bize dayatılan "siz-biz"i istemeyen insanlarız. Biz solcularız. Biz Bahçeli'ye "sen de kimsin" diyerek alanlara inen ülkücüleriz. BDP ve PKK'nin izlediği abzürt tutuma aldırmadan, insani duygularla sokağa inen Kürtleriz. Biz LGBT'yiz. Öğrenciyiz. Memuruz. İşçiyiz. Emekliyiz. Askeriz. Genciz. Yaşlıyız. Biz AKP'liyiz bile. Kemalistiz. Aleviyiz.
Bu denli karma bir kitleyi, içlerindeki bir kaç militanla özdeştirmek ucuz bir politikadır. Taşkınlıklar oluyor. Polisle çatışmaya giren, çevreye zarar veren; kitlenin kontrol edemediği bir kesim var. Zaten biliyoruz ki, solun içerisinde polis gördüğü her noktada çatışmaya girmeyi bir kazanım olarak gören oluşumlar var. -Bir anektod paylaşmak isterim: 1 Haziran günü Kızılay'daydım. Bir çocuk.. En fazla 16 yaşındadır. Otobüs durağındaki reklam panosunu indirmeye çalışıyordu. Militan tavırları dikkat çekiyordu. Tam bu esnada, kitleden bir kaç kişi kendisini ikaz etti ve kurduğu cümle aynen: "bunlar hep melih gökçeğin para kasası". O bunu görmüş, buna duymuş, buna inanıyor. Aslında durumun öyle olmadığını idrak edemiyor. O da haklı kendince. Yine aynı gün ve aynı yerde, kitlenin ön saflarında, eli armut toplamayan polise sürekli taş atan, bunun sonucunda da polisi kışkırtan bir grup vardı. Bunlara da şunu sormak isterim; ne oldu, ne kazandınız, elinize ne geçti de biz göremiyoruz?-

Devrim Fanatiklerine ve Devrimden Korkanlara
Devrim mevrim olduğu yok. Bi durun durduğunuz yerde. Zırt pırt polisle çatışmanın alemi yok. Kitlenin polisle çatışma, iktidar devirme gibi bir derdi, gayesi yok. Eğer öyle bir durum olsaydı, ön göremeyeceğiniz şeyler ceyeran ederdi. 3 eylemciye 1 polisin düştüğü eylemlerde polis iradesi kırılmakta: Bu oran 4'e 1 olduğunda ise eylemciler polisleri kovalamaktadır. Polisin tutumunu buradan anlamamız mümkün. Polis kitle karşısında korkuyor. Balık baştan kokar.. İktidar partisi korkuyor.
Polisin korkusu anlaşılabilir. Fakat iktidarın korkusu... Burada sular bulanıyor. İnsan doğası gereği, bilmediğimizden korkarız. Algılaymadığımızdan, farklıklardan korkarız. İktidarın ne olduğunu artık anlaması gerekmektedir. Kitleyi çapulcu diye nitelendiren birisinin, borsada yaşanan %10'luk sert düşüşü faiz lobilerine bağlaması içten bile değildir. Çok şükür iktisat biliyoruz.

Barutun Ateşi Özlediği Zamanlardayız
Eğer sağduyumuzu yitirirsek, ülke bir kaosa sürüklenebilir. Bulunduğumuz coğrafyadaki ülkelere demokrasi götürme sevdalısı diğer ülkelere yüz yılda bir geçecek şans vermiş oluruz. Hiç istemediğimiz şeyler yaşarız. Sağduyulu ve metanetli olmalıyız. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Kara Mizah Örneği
BDP ve PKK; eylemi faşist bulmakta, eyleme katılmayacağını bildirmekte ve alanlara inmemekte.
AKP'in tutumu zaten belli.
MHP; böyle bir şeyde yer almayız diyor.
Soru: Bahsi edilen partiler şimdi aynı safta yan yana oluyorlar. Bu durum bir tek bana mı garip geliyor?

AKP'den Siyasetin Nasıl Yapılmayacağı Dersi
Nasıl yaparsan yap da, din ve vicdan üzerinden prim yapma arkadaş. Baş örtüsü diyerek, eril egemen bir toplumda 2. sınıf muamelesi gören kadın üzerinden siyaset yapman hiç hoş değil. Deniz Baykal'ın, Kemal Kılıçdaroğlu'nun eşlerini yolda görsem tanımam..
Bu başka bir tartışma konusu ama, gazım çıksın diye söylemek istedim arada.
Ses tonunu alçalt, yalaka medya dışında kalan gazeteleri oku ve en önemlisi bi dinlemeyi öğren.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder