Olmasını istemesen de olan ve istesen de olmayan şeyler... Bu şeylerin oluşturduğu sancılar. Bu sancıları bir şeylere atfetmek gerekli.
O zaman; Dünya'da olan iyi ve güzel her ne varsa. Yılmaz Erdoğan şiirleri ve Ahmet Kaya şarkıları.

O da seni özlüyor mudur?

Gece çökünce gelen karanlıkla efkar sarsa dört bir yanını ne olur? Sonu belli değil mi? Bir süre sonra uykusuzluğa da tahammül edemeyecek bedenin.. Yatağa gireceksin ağır ağır.. Kendini sağlıklı hissettiğin gecelerden daha farklı olarak belki, dişini fırçalamadan yatarsın, o olur. Onu yapsan diş ipini kullanmazsın. İlla ki... Onu da mı yaptın? O baş ucu komidininin üzerindeki imtiyazlı yere sahip, hatta orayı işgal etmiş kitabın en son hangi sayfasında kaldığını söyleyebilir misin? Söyleyemeyeceğini ikimiz de biliyoruz elbet.

Sabah kalkarsın. Mesanende istemediğin bir ağrı vardır. Bu seni tuvalete çeker. Bu anlamsız çekim gücüne karşı duramazsın. Ve işersin.
Karnın acıkır bir ara, mutfakta bir şeyler tıkınırsın. Dışarı çıkmak istemesen de ayakların götürür seni bir yere. Okula mesela.. Dersliğine gidersin. Hoca gelir, ders başlar. Sen dinlemek istersin ilk başlarda ama bi yere kadar. Sonra hayal dünyan kucaklar seni ve yalnızlığını. Özlersin birisini. O da seni özlüyor mudur, diye merak edersin. Cevabı aklının ucuna gelir fakat beğenmediğin için başka bir cevap ararsın kendisine.
Bu yazının ele alınış nedeni budur: Şimdi kendini kandırmanın alemi yok. O seni düşünmüyor. O seni, senin onu düşündüğün kadar düşünüyor olsaydı, seni arardı. Telefonun mu bozuk, tweet atardı.. Twitter'ı senin kadar aktif olarak kullanmıyor mu? Facebooktan yazardı.
Demem o ki; O yok ve sen burada yalnızsın dostum: Hayat devam ediyor..

1 yorum: