Olmasını istemesen de olan ve istesen de olmayan şeyler... Bu şeylerin oluşturduğu sancılar. Bu sancıları bir şeylere atfetmek gerekli.
O zaman; Dünya'da olan iyi ve güzel her ne varsa. Yılmaz Erdoğan şiirleri ve Ahmet Kaya şarkıları.

Sefa Pezevenklerinin Sevdalı/Sevdasız Eleştirisi


Hayata verdiğim kısa ve anlamsız sayılabilecek bir aranın üzerimde oluşturduğu mahmurluğun etkisindeyim hala.

Bir insanın geçmişi; unutamadığı, unutmadığı ve hatırlayamadığı anlar bütününden ibarettir. Yer yüzünde böyle anlara duygsal bir anlam yükleyebiliyor olmak ise sadece insana mahsus bir meziyettir.

Bu duygusallık bir zanaattır. Hepimizin içinde başarılı yada beceriksiz bir zanaatkar vardır. Ancak bazılarımız bu işte profesyonelleşip işi ticarete dökebilmişlerdir. Sanat kisvesi altında sanatçı geçinmektedirler. Özel olarak ise "şair" adını almaktadırlar. Sektörün iyileri, iyi duygu pezevenkleridir aynı zamanda. Bak mesela:

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz
Göz yaşlarıma, ellerinizle?
* * *
Bilmezdim 
Şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerin kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
* * * 
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Bu bir ağır pezevenktir.. Bu ve bunun gibileri işte.

Belki de bu bahsini edip yerden yere çaldığım zaatlar kadar becerikli bir zanaatkar olmadığım için bir kıskançlık ile kızmaktayım hayata ve kadere. Gerçi bunun olacağını pek sanmıyorum. Zaman zaman yersiz, genelde abartılı ama hep vakur egom buna müsaade etmez. Ama kızmakta olduğum bazı şeyler var ama -bu cümle anlatım bozukluğu içermekte-. Bilmek istersen, "sensizlik" mesela.

Bana ne birisinin başkasızlığından? Hem o biliyor mu sensizliği? Oysa ben de bilirim fiyakalı sözlerle başlayıp nazikçe sonlanan filinta cümleler yazmayı, kelime oyunları kurmayı.. Ben de en az onlar kadar seviyorum.

Bir iktisat paradoksudur. Ne kadarı yeterli olur? Arz fazla olsa da talep düzeyi daima bağımsızdır bu meselede. Yani sevdiğin miktar sevdiğine kafi gelmeye bilir ve hatta O'nu sevmen O'nu ilgilendirmiyor; O, O'nu sevmeni istemiyor olabilir. Örneğin bir fizik açmazıdır: Her etkiye bir tepki yoktur. Sevdiğin seni sevmiyor olabilir; sevdiğin ile sevenin başka başka kişiler olabilir. Bu işin kimyası da bozuk: bir bağ oluşmak zorunda değil. Sen seviyorsun, sen bağlandın diye O da sevmek, bağlanmak zorunda değil. Hele bir de konuyu biyoloji açısından ele almaya dursam, Mecnun bile "bu adam iflah olmaz bir aşık" der yoluna devam eder. Tabi benim niyetim bu değil.

Ben basit ve yalın bir adamım. Olsun. Ben yine de diyeceğimi bir kez daha zikredeyim de...

Ben seni çok ama çok seviyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder